Mayıs 16

16 Mayıs 2017 Ekonomi Haberleri

* Küresel petrol arzının 1/5′ini elinde bulunduran Rusya ve Suudi Arabistan, petrol arz fazlasını kontrol altında tutabilmek ve fiyatların yükselmesini sağlayabilmek için üretim kesintilerini Mart 2018′e kadar uzatmak konusunda anlaştılar.

* Ocak ayında 13% olan işsizlik oranı, şubat ayı itibarıyla  12,6 %’a indi.

* Hazine nakit açığı 2015 yıl sonu itibarıyla 17,2 Milyar TL iken 2016 yıl sonu itibarıyla 123% artışlar 38,2 Milyar TLye yükselmişti. Nisan 2017 itibarıyla yıllık açık miktarı ise sadece 4 ay öncesine göre 65% artarak 62,9 Milyar TL’na yükseldi.

 

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Nisan 27

27.04.2017 Ekonomi Haberleri

* Borsa, Mayıs 2013den beri ilk defa 93.000 puanın üzerine çıkarak dün, 94.332 puanı gördü. 

* TCMB, geç likidite faiz oranını 50 baz puan artırarak %12,25’e çekti

* Kapasite kullanım oranı nisan 2017de 78,4% olarak gerçekleşti. Söz konusu oran bir önceki ay; mart 2017de 76,7%, bir önceki yılın aynı dönemi; nisan 2016da ise 77% idi.

* Mart 2017de konut satış adedi 128.923 olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı dönemi satış adedi 117.205 idi.

* Mart 2016da 1,7 Milyar USD olan döviz giriş toplamı, Mart 2017′de 736 Milyon USD’a indi.

* Mart 2017′de bütçe açığı bir önceki yılın aynı dönemine göre 195% artışla, 19,5 Milyar TL olarak gerçekleşti. Geçen yıl martta 160 Milyon TL faiz dışı fazla vermişken, bu yıl 12,4 Milyar TL açık verdi. Bütçe gelirleri 3% gerilerken, bütçe giderleri 25% arttı.

* İşsizlik oranı ocak 2017′de geçen 82 ayın en yüksek seviyesi olan 13%’e yükseldi. İşsiz sayısı 3 Milyon 985 bin.

 

 

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Aralık 8

8 Aralık 2016 Ekonomi Başlıkları

* 2016 yılında Türkiye’de yapılması planlanan 86 kongrenin 32si iptal edildi. Standart turist başına haracan tutarı 800 USD. Kongre  delegesi ortalama harcama tutarı 2.500 USD. İptallerden ötürü gelemeyen delege sayısı 35.000 adet. Kayıp 87,5 Milyon USD.

* Kasım ayı; ÜFE-6,41%, TÜFE: 7%

* BIST-100 Endeksinde dolar bazındaki gerileme 16%; 2009lardaki düzeye geri dönüldü.

- EBRD’den (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası), Türkiye’de yenilenebilir enerji projeleri için 400 Milyon EURO’luk finansman paketi

 

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Ekim 20

ALGI YÖNETİMİ

Algı Yönetimi; havalı bir kavram….Eminim kurumsal hayatın içerisinde birkaç yıl geçirmişseniz mutlaka kulağınıza çalınmıştır ‘ALGI YÖNETİMİ’

Kavramın ilk ortaya çıkışı, ABD Savunma Bakanlığı’na kadar gider; formal tanımı ‘yabancıların her seviyedeki istihbarat birimleri ve liderleri de dahil olmak üzere, bu ülkedeki geniş kitleleri, kendi hedefleri doğrultusunda tavır almaları ve resmi adımlar atmalarının sağlamak amacıyla, seçilmiş bilgi akışını ve somut belgeleri yönlendirerek ya da reddiyesini oluşturarak, kitlelerin hislerini, güdülenmelerini, düşünce sistemlerini etki altına almaya çalışmak için yürütülen eylemlerin tamamı’dır.

Tanıma ve uygulamasına baktığımızda;

  • Çarpıtma
  • Hatalı bilgiyi empoze etme
  • Yalan söyleme
  • Duygularla oynama gibi

Ahlaken kabul edilemeyecek hususları da bünyesinde barındırdığını net olarak görürürüz ALGI YÖNETİMİnin. Amaç kendi hedef kitlenizi, hedefinize ne pahasına olursa olsun götürmektir….

Elbette algıyı, ‘doğru hedef ve hedef kitle belirleyerek, doğru verileri kullanarak, dürüst ve adil bir biçimde yönetmeye çalışan yok mu’ sorusu gelebilir aklınıza? Her şey doğru ise algının yönetilmeye ihtiyacı var mı diye sorarım size bu durumda? Bugüne kadar benim şahit olduğum algı yöneticileri!!! Donanım ve bilgi birikimi açısından güçlü olmayan ya da güçlü olsa bile sıkıştığı noktada hedef kitlenin algısını yönetmek için matematiği bile çarpıtmaya yeltenen kişilerdi….

Sevgili gençler sözüm sizlere!

Bilgi kirliliğine rağmen, bilgiye ulaşmanın ve kirli bilgiyi ayıklamanın bu kadar kolay olduğu bir ortamda, lütfen kolaya kaçmayın;

  • Dayatılanı, kabullenmeden önce gerekçelerini sorgulayın
  • Veri olarak iletilenin sağlamlığını kontrol edin
  • Kendinizi bilgiyle donatın
  • Manipüle edilemeyecek şekilde kendinizi yetiştirin

Özetle düşünün, sorgulayın ve düşündürün

ALGIYI YÖNETMEYE İHTİYACINIZIN OLMAYACAĞI GÜNLER DİLEKLERİMLE

 

Category: Genel | 2 Yorum
Kasım 20

Türkiye Mali Disiplinin Kısa Analizi

Bir ülkenin bütçe yönetimi, o ülkede uygulanan maliye politikasının bire bir yansımasıdır. Zira maliye politikaları; vergiler, kamu harcamaları gibi bütçe kalemleri kullanılarak, ülkenin tam istihdama ulaşmasını, adil gelir dağılımını sağlamak amaçlarıyla kullanılan araçlar bütünüdür.

Türkiye bütçesinin 2014 yılı değerlendirildiğinde, ilk etapta bütçenin 425,7 Milyar TL gelir elde etmek ve 448,4 Milyar TL toplam harcama yapmak suretiyle 22,7 Milyar TL açık verdiği görülmektedir.  Söz konusu açık, GSYH’nın 1,3%’üne denk gelmektedir. 2000li yılların başlarında bu oran, 11 %’leri görmüş, 2005 yılından başlayarak 2%’nin altında seyretmeye başlamıştı. (2009 ve 2010 yılı hariç; sırasıyla; 5,5%, 3,6)

Grafik:1

Bütçe DengesiGSMH

2005 sonrasında, Maastrich kriterlerine göre maksimum 3% olarak belirlenen oranın altında seyreden bütçe açığı/GSYH oranını bir başarı olarak görmemiz mümkün. Ancak bu kanıyı kesinleştirebilmemiz için geçmiş dönemde 11%’leri bulan bütçe açığı/GSYH oranının, nasıl 1%ler seviyesine geldiğinin irdelenmesi gerekmektedir.

Bütçe gelir ve gider kalemlerinin, GSMH içerisindeki payını, yıllar itibarıyla analiz ettiğimizde;

  • Toplam vergi gelirlerinin, 18%’lerden 25%’lere kadar yükseldiği,
  • Vergi gelirleri alt detayda incelendiğinde ise dolaysız vergi payının yıllar itibarıyla azalmasına karşın, dolaylı vergi payının 8%lerden 14%lere kadar yükseldiği görülmektedir.
  • Gider kalemlerinde ise en dikkat çekici husus faiz giderleri/GSYH oranının 6%lardan, 2,8%lere gerilemesidir.

 

Bütçe gelir toplamı kompozisyonu analiz edildiğinde;

Vergi gelirlerinin toplam gelirler içerisindeki payının 80%’lerden 83%lere yükseldiği görülmektedir. Vergi gelirlerinin toplam gelir içerisindeki kompozisyonu ciddi anlamda değişmiştir; 90lı yıllarda 43%ler düzeyinde olan dolaylı vergi payı 204 yılına geldiğimizde 56%lara ulaşmıştır. (Dolaylı vergi bir gerçek ya da tüzel kişinin geliri veya sermayesi üzerinden değil, kişiler arasında gerçekleşen ekonomik işlemler üzerinden belirlenmiş oranlarda alınan vergi türlerine verilen genel isimdir.)

Özelleştirme gelir payının artışı da göze çarpan bir diğer unsurdur: 1986-2003 arasındaki toplam özelleştirme tutarı 8,2 milyar dolar iken, 2003-2014 yılları arasında gerçekleştirilen özelleştirme gelir toplamı 57,3 milyar dolardır.

g

a

 

Tüm rakamsal analizler ışığında Türkiye’nin mali disiplini yakalamak adına;

  • Vergi gelirlerinin artırılması
  • Faiz giderlerinin düşürülmesi
  • Personel giderlerinin düşürülmesi
  • SGK giderlerinin düşürülmesi

Gibi önemli adımlar attığı söylenilebilir.

Bütçe yönetiminde en önemli gelişim alanı görülen husus ise her ne kadar vergi gelirlerinin GSMH içerisindeki payı artsa da bu artışın dolaylı vergilerden kaynaklanıyor olmasıdır. Dolaylı vergi ağırlıklı artış demek, Kurumlar vergisi tarafındaki kaçakları tespit ve önlemek gibi kalıcı çözümler yerine kısa yolcu ve sürdürülebilir olma tarafında sıkıntılar yaşanabilecek kısa yolcu bir yöntemin tercih edilmesi anlamı taşımaktadır.

Konjonktürel anlamda, tüketimin kısıldığı dönemlerde, vergi gelir azalması şeklinde önemli çıktılar doğurabilecek bu seçim, hükümetlerin halkı sürekli tüketmeye yönlendirecek politikalar gütmeleri, böylelikle tasarrufu ve dolayısıyla yatırımı teşvik edecek gerçek çözümlerden uzak kalmaları sonuçlarını doğuracaktır.

 

GSYH İçerisindeki Pay-Gelirler

Bütçe Kalemi

1990-1998

2006-2014

2013

2014

Gelirler

18 %

23,2 %

24,9 %

23,5 %

Toplam Vergi

15 %

19 %

20,8 %

20 %

Dolaysız  Vergi

7%

6,3 %

6,4 %

6,5%

Dolaylı Vergi

8 %

12,7 %

14,4%

13,5 %

 

 

GSYH İçerisindeki Pay-Harcamalar

Bütçe Kalemi

1990-1998

2006-2014

2013

2014

Harcamalar

23 %

25,3 %

26,1%

25,4%

Personel

7 %

5,7 %

6,1 %

6,3%

Yatırımlar-Sermaye Gid.

2 %

2,2 %

2,8 %

2,7 %

Faiz

6%

4,4 %

3,2%

2,8%

Kaynak: Maliye Bakanlığı

 

Bütçe Kalemi

1990-1999

2006-2014

2013

2014

Gelirler

100,0%

100,0%

100,0%

100,0%

Toplam Vergi

80,0%

82,0%

83,7%

82,8%

Direkt Vergi

37,0%

27,0%

25,8%

26,9%

Dolaylı Vergi

42,0%

55,0%

57,9%

55,9%

Vergi Dışı Gelir

20,0%

18,0%

16,3%

17,2%

Özelleştirme

1,6%

1,9%

2,6%

2,2%

 

Bütçe Kalemi

1990-1999

2006-2014

2013

2014

Harcamalar

100%

100%

100%

100%

Personel

31,0%

22,4%

24,0%

25,0%

Yatırımlar-Sermaye Gid.

10,0%

8,1%

9,8%

9,5%

Sosyal Güvenlik

6,0%

3,5%

4,0%

4,2%

Diğer Cari

9,0%

33,6%

36,4%

36,2%

Faiz

29,0%

17,6%

12,2%

11,1%

Diğer

15,0%

14,8%

13,6%

14,0%

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Haziran 23

Misafirhane

İnsan olmak bir misafirhane gibi

Her sabah gelir yeni biri

Beklenmeyen bir misafirdir

Bir sevinç, bir hüzün, bir kötülük arzusu

Ve de bir anlık bir bilinçlilik duygusu

Hoş karşılayın hepsini, hoş tutmaya bakın

Eşyaları dışarı atan

Evinizi hoyratça boşaltan

Bir deste elem bile olsalar

Saygıyla ağırlayın her birini

Yeni bir zevkle doldurmak için

Olabilir bu temizliğin nedeni

Fırlatıp attıklarının yerini

Karanlık düşünce, utanç, melanet

Kapıda karşılayın güler yüzle

Hepsini içeriye edin davet

Hepsine şükredin çünkü

Gönderilmiştir her biri

Bir yol gösterici gibi

Bu alemin ötesinden

MEVLANA

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Kasım 28

Çünkü Bankalar amme hizmeti veriyorlar……

Resmi Gazete’de yayınlanan mesafeli sözleşmeler yönetmeliği uyarınca; tüketici ön ödemeli konut satışından kredi ile konut satın almış ise ve satın alma tarihinden itibaren 14 gün içerisinde bundan vazgeçerse banka tüketiciden faiz ve masraf talep edemeyecek…

 Çünkü Banka kredi işlemini değerlendirirken;

- Şubede;

* Müşteri temsilcisi gerekli belgeleri toplamak, belgelerin sistem girişlerini yapmak,

* Şube müdürü, kredi vermek için uygun mu değil mi bakış açısıyla dosyayı analiz etmek,

Genel Müdürlükte;

* Tahsis Yöneticisi&Müdürü dosyayı nihai olarak inceleyip limit tesis etmek, kredinin teminat koşullarını belirlemek

 

Genel Müdürlük ya da Şube Operasyon;

* Kredinin tebliğ koşullarını inceleyip, koşulların sağlandığını tespit ettikten sonra kredi bedelinin hesaba geçmesini sağlamak

* Hesaba geçen bedelin konutu satan kuruma transferini sağlamak

gibi adımlar için saatleri, günlerini harcamıyorlar.

Çünkü bankalarda maaşlılar değil, gönüllüler çalışıyor…

Çünkü Bankaların işletme giderleri hayırsever vatandaşlar tarafından karşılanıyor….

Keşke vur denildiğinde öldürmemeyi başarabilsek…………. 

Category: Genel | 1 Yorum
Mayıs 9

ADALET

Bir rejim, halkın adalete inanmaz hale geldiği noktaya gelince, o rejim mahkum olmuştur…

Montesquieu

 

Aynı durum çekirdek bir ailede, ilim irfan yuvası okullarda ya da çalıştığımız kurumlarda da geçerli değil midir?

Peki nedir bu adalet dediğimiz; gelin bir sözlük anlamına bakalım adaletin; en basit anlatımla; herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme….

Anlatımı ne kadar basit değil mi? Ancak uygulaması, anlatımı kadar basit değil adaletin; az buçuk analiz yetisi  gerekir mutlaka; kimin neyi hak ettiğini tespit etmek için. Bu işin nispeten kolay kısmı… Zor olan yürek gerektirmesidir, bulduğun sonucun gereğini yapmanın….

Herkesle iyi geçinmek uğruna haksıza paye verip, haklıyı standardize etmek midir erdem? Yoksa hakkını haklıya teslim etmek için  ‘çiğlik’! yapmak mıdır?

Toplumun/Kurumun zararına olan durumlara, iktidardan alınan payın devamını sağlamak uğruna göz yummak mıdır kurumsallık? Yoksa mücadele etmek midir? Nedir? ;-)  

MONTESQUIEU KİMDİR?

Charles-Louis de Secondat Montesquieu. 1689-1755 yılları arasında yaşamış Fransız filozofu. Bir siyaset sosyolojisi geliştiren Montesquieu, esas ününü toplum, hukuk ve yönetim tarzı konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmadan almıştır. Siyaset ve hukuk konusunda tümevarımsal ve deneysel bir yaklaşımı benimseyen filozof, olguları kaydetmek yerine anlamayı, görüngüleri konu alan karşılaştırmalı bir soruşturmayı, tarihsel gelişmenin ilkelerine ilişkin sistematik bir araştırmanın temeli yapmayı itmiştir. Siyaset konusuna, şu halde bir tarih filozofu olarak yaklaşan Montesquieu, farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs., göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, “yasaların ruhu” adını vermiştir. Montesquieu bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ve ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir; demokrasinin yönetici ilkesinin erdem olduğunu öne süren Montesquieu, tüm insanlar için geçerli olan tek bir doğa yasası ve evrensel bir insan doğası olduğunu kabul eden akılcılığa şiddetle karşı çıkmış ve kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atmıştır.Geometri alanında çok olmasada çalışmalar yapmıştır.Üçgende Alan ve benzerlik konularında birçok defa önerilerde bulunmuştur.

 

***Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Montesquieu

 

 

Category: Genel | LEAVE A COMMENT
Mayıs 6

NORMALLİĞİN DELİLİĞİ-ARNO GRUEN

normalliğin deliliği

En sevdiğim kitaplardan birinin tanıtım yazısı:

 

YAŞAM TARZI VE PROTESTO OLARAK DELİLİK

Nasıl oluyor da “normal” insan bu kadar çok yıkıcılığa neden oluyor? Gözümüzü ister insanlık tarihine çevirelim, ister bugün, burada çevremize şöyle bir göz atalım, tanık olacağımız yıkıcılık, canlılar arasında yıkmak için yıkan tek canlı olan insana aittir.

İnsanın yıkıcılığı üzerine sayısız tez üretilmiştir. Sigmund Freud insanlardaki yıkıcılığın kökenini insanın doğasında var olan ölüm dürtüsüne mal ederken, bu görüşe karşı çıkan psikoanalizci Arno Gruen, insandaki yıkıcı ve ölümcül edimin kişinin, yanıltıcı bir iktidardan pay alma uğruna kendisine ihanet etmesinden kaynaklandığını savunmaktadır.

Normalliğin Deliliği‘nde Gruen, çoğu zaman farkında olmadığımız, dostça davranışlar veya düzen sağlayan mantığın arkasındaki yıkıcılığın köklerini açıkça ortaya koyuyor. Yalın diliyle Gruen, gerçek dünyada insani değerlerin kaybolmasına katlanamayanlar “deli” sayılırken, insani köklerinden kopmuş insanların “normal” kabul edilerek onaylanışını resmediyor. Kendi içine giden yoldan saptıkça artan iktidar hırsı ile bu gizli delilik, insanlığı her zamankinden daha çok tehdit ediyor, çünkü iktidara aç olan insanların elindeki yıkıcı potansiyel hiçbir zaman bu kadar büyük olmamıştır

Category: Genel | LEAVE A COMMENT